Kayıtlar

Ekim, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DAHİLİK-4

  DEHÂ VE USTA BEYİN GRUBU: ROL MODELLERİN GÜCÜ Daha önce de bahsettiğimiz üzere, dâhilerin sahip olduğu 20 özellikten biri, usta beyin grubu ya da bir diğer deyişle dehanın rol modeli ya da kahramanıdır. İnsanlar sosyal varlıklardır; diğer insanlardan hem etkilenir hem de başkalarını belli bir ölçüde etkilerler. Yakın çevremizden, arkadaşlarımızdan, ailemizden, tarihi şahsiyetlerden veya ilgi duyduğumuz alanlarda başarılı olmuş insanlardan bilinçli ya da bilinçsiz şekilde etkileniriz. Bu oldukça doğal bir durumdur. Önemli olan, bizi amaçlarımıza yaklaştıracak büyük insanların davranış ve alışkanlıklarını modellemektir. Her gün bir adım atarak hedeflerimize yaklaşmak için bu tekniği bilinçli şekilde uygulayabiliriz. Tony Buzan , Yaratıcı Zekânın Gücü kitabında bu durumu şu şekilde açıklar: "Bütün büyük yaratıcı dâhilerin ilham aldıkları kahramanları vardı." Örneğin, Büyük İskender öğretmeni Aristoteles 'e hayrandı, Julius Caesar ise Büyük İskender'i örnek alı...

DAHİLİK-3

  LEONARDO DA VINCI VE MICHELANGELO: RÖNESANS'TA DAHİLİĞİN YÜKSELİŞİ Sanat tarihçisi Kenneth Clark , Leonardo da Vinci ve Michelangelo’nun savaş çizimlerinin, Rönesans sanatındaki iki tarzın gelişmesine öncülük ettiğini belirtir: Barok ve klasik tarz. Bu eserler, 16. yüzyıl resim sanatının dönüm noktasıdır. Ancak bu iki dâhiyi asıl olağanüstü kılan sadece çizim teknikleri ya da sanatsal becerileri değildir; onların sanatçılar olarak toplumdaki rollerinin ve statülerinin değişmesine yol açan yaratıcı güçleridir. Leonardo’nun doğduğu dönemde sanatçılar, adeta birer zanaatkâr olarak görülüyordu. Sanatçılar, saat başı ücret alıyor, hangi projeyi yapacaklarına karar veremiyor ve büyük atölyelerde çalışarak birer işçi gibi değerlendiriliyordu. Fakat Leonardo, Michelangelo ve diğer büyük Rönesans sanatçılarıyla birlikte bu durum köklü bir şekilde değişti. Sanatçılar, kişisel birer üne kavuşmaya başladılar; resimlerini imzaladılar, otobiyografilerini yazdılar ve zamanlarının "süpe...

DAHİLİK-2

  DAHİLİK VE ORTAK ÖZELLİKLERİ: ZEKÂNIN ÖTESİNDE BİR YOLCULUK Olağanüstü bir IQ, bir insanın dahi sayılması için yeterli midir? Dahilik sadece zekâ seviyesinden ibaret mi, yoksa çok daha derin ve geniş bir kavram mı? Bu sorular, bilim insanları ve düşünürler tarafından uzun süredir tartışılmaktadır. Dahiliğin temel bileşenleri, sadece yüksek zekâ değil, aynı zamanda insanın hayatına getirdiği derin katkılarla da ölçülüyor. Psikolog Michael Howe, dahi denildiğinde mutlaka "olağanüstü" bir başarıya işaret edilmesi gerektiğinin altını çizer. Howe, bu konuda oldukça net bir yaklaşım sergiler: "Eğer bu tanıma katılmıyorsanız, dâhi unvanını almış ancak yaratıcı veya değerli bir iş çıkarmamış birini hayal edin." İnsanlığa büyük katkılar sağlamış eserler veya icatlar ortaya koyan kişilere dahi gözüyle bakılır. Başarılarıyla fark yaratan bu insanlar, sıradan bireyler olmaktan çok öteye geçmişlerdir. Ancak dâhiler, büyülü ya da mitolojik varlıklar değildir. Onlar da et...

DAHİLİK

DAHİLİK: EFSANELER, GERÇEKLER VE GÜNLÜK HAYATTA UYGULAMALAR Deha ne demektir? Dahi kime denir? Bir insanın dahi olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Dahiliğin net bir tanımı var mı? Bu sorular yüzyıllardır hem bilim insanlarının hem de filozofların zihinlerini meşgul eden konulardan. IQ testleri gerçekten zekânın ve dahiliğin ölçütü olabilir mi? Yoksa deha, çok daha karmaşık ve derin bir olgu mu? Bu yazıda, dahilik kavramını farklı açılardan ele alacak, doğu ve batı kültürlerinden büyük dâhilerin hayatlarına, eserlerine ve dehanın temel niteliklerine değineceğiz. Ayrıca bilgi, okuma, düşünme ve hayal gücü gibi kavramların dahilikle olan ilişkisine dair görüşlere yer vereceğiz. Ünlü İsimlerden Dehaya Dair Söylemler Deha hakkında yapılan tanımlamalar çoğu zaman özlü ve dikkat çekici olmuştur. İşte bazı ünlü isimlerin deha üzerine söyledikleri: Paul Valery : "Deha, her gün sabah saat 8'de çalışma masasına oturup, gece 12'de kalkmaktır." A. M...

Stratejik soruları kullanarak farkındalığınızı artırmak ister misiniz?

  Stratejik Sorular: NLP ve Farkındalık NLP'nin (Neuro- Linguistic Programming- Sinir Dili Programlama) temel varsayımlarından biri, “Herkes yeterli kaynaklara sahiptir” ilkesidir. NLP’nin kurucuları Richard Bandler ve John Grinder , NLP’yi geliştirirken, hipnoz uzmanı Milton Erickson , aile terapisti Virginia Satir ve Geştalt terapisinin kurucusu Fritz Perls gibi alanında uzman terapistlerin başarılı yöntemlerini incelemişlerdir. 30.000’den fazla terapi seansı sonucunda elde edilen başarılı teknikler analiz edilerek, bu yöntemlerden faydalanılmış ve temsil sistemleri, dil kalıpları ve diğer tekniklerle NLP oluşturulmuştur. NLP, insanların ihtiyaç duydukları değişiklikleri gerçekleştirebilecek tüm kaynaklara zaten sahip olduklarını savunur. Bu görüş, Milton Erickson ’un şu sözleriyle pekişir: “Bir insanı tedavi etmenin kaynağının kendi içinde olduğunu anlamam yıllarımı aldı.” Bu bakış açısına göre, yaşadığımız sorunların çözümleri çoğunlukla içimizdedir. Biz farkında olmas...

Basitleştir- Sadeleştir

  BASİTLEŞTİR – SADELEŞTİR Zaman zaman, "Yapacak çok işim var", "Zaman yetmiyor", "Kafam karmakarışık" veya "Çok bunaldım" gibi şikayetlerde bulunuyor musunuz? Eğer öyleyse, yalnız değilsiniz. Pek çok insan, zaman ve enerjilerinin yetmediğini, yapılacak işlerin ve dikkat dağıtıcı unsurların çok fazla olduğunu hissediyor. Herbert Simon bu konuda şöyle diyor: “Bilginin tükettiği şey çok barizdir: Alıcılarının dikkatini tüketir. Bu yüzden bilgi bolluğu hem dikkat yoksunluğu hem de bu dikkati etkili bir şekilde kullanma ihtiyacı yaratacaktır.” [1] Peki, bu konuda ne yapabiliriz? Eğer belli hedefleriniz varsa, başarılı ve mutlu olmak istiyorsanız ve aynı zamanda yaşamdan zevk almayı arzuluyorsanız, size bir önerim var: Basitleştirin ve sadeleştirin. Sadeleşmenin Önemi Hans Hofmann sadeleşme becerisini şöyle açıklar: “Sadeleştirme becerisi, gerekli olanın kendini ifade edebilmesi için gereksiz olanın elenmesi demektir.” [2] Sade bir yaşam, ...

Kişisel bilgi politikanız var mı?

  Kişisel Bilgi Politikası ve Uzmanlaşma Yolu Günümüzde bilgi üretiminin hızla arttığı ve bilgi akışının her geçen gün yoğunlaştığı bir dönem yaşıyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ancak bu kolaylık, bilgi kirliliği ve gereksiz bilgi bombardımanı ile birlikte zihinsel bir yük de getiriyor. Zihnimiz, kapasitesinin çok üzerinde bir "bilgi bombardımanı" altında kaldığında, karar verme ve işleme süreçlerinde zorlanmaya başlayabilir. Bir Instagram gönderisinde okuduğum şu not bu durumu çok güzel özetliyor: "İnternette 1 dakikada neler olduğuna hiç baktınız mı? Instagram'da 347.000 hikâye paylaşımı, Twitter'da 347.222 tweet atılıyor, Amazon'da 6.659 paket sevkiyatı yapılıyor, YouTube'a 500 saatlik video yükleniyor, Netflix'te 404.000 saatlik video akışı gerçekleşiyor ve Facebook'ta 147.000 fotoğraf yükleniyor." Görüldüğü gibi, bilgi akışı devasa boyutlarda ve bu sadece bir dakikalık bir veri. ...

Alışkanlıklar: Başarının anahtarı

  Alışkanlıklar: Başarının Anahtarı Giriş: Beynimizin Çalışma Prensibi İnsan beyni, tıpkı son model bir süper bilgisayar gibi, sürekli olarak çevresini anlamlandırmaya çalışan muhteşem bir makinedir. Belirsizlikten hoşlanmayan beynimiz, mümkün olduğunca az enerji harcayarak çalışmak üzere programlanmıştır. Bu özellik, gelişimsel süreçte hayatta kalmamızı sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Yeni bir şey öğrenirken veya belirsiz bir durumla karşılaştığımızda, beynimiz "otomatik pilot" modundan çıkarak çevreyi anlamlandırmaya ve durumu bir bağlama oturtmaya çalışır. Bir süre sonra bu yeni duruma alışır ve tekrar enerji tasarrufu moduna geçer. İşte tam da bu noktada alışkanlıklar devreye girer. Alışkanlıkların Gücü Psikologlar, günlük davranışlarımızın yaklaşık %90'ının alışkanlıklardan oluştuğunu belirtiyorlar [1]. Bu, oldukça yüksek bir oran ve aslında hayatımızın büyük bir bölümünü "otomatik pilotta" geçirdiğimizi gösteriyor. "İnsan alışkanl...

BEYNİMİZ

  Beynimize Yolculuk Gözlerimizin arkasında, kafatasımızın içinde, omuzlarımızın üstünde yer alan; kirli sarı bir yağ parçasına benzeyen, iki yumruk büyüklüğünde, cevize benzer şekilli ve yaklaşık 1400 gram ağırlığında olan beynimiz... Vücudumuzun ağırlığının sadece %2’sini oluşturan bu organ, aldığımız oksijenin %20’sini kullanarak hayatımızın her anını yönetir. Düşünme, hayal kurma, zekâ, hafıza, öğrenme, karar verme, iletişim kurma ve yaratıcı tasarım gibi pek çok davranışımızı yöneten beynimiz, hâlâ tam anlamıyla çözülememiş bir sır olarak karşımızda duruyor. Beyne Giriş Beynin karmaşıklığı karşısında elektronik aletlerin, arabaların, uçakların kullanım kılavuzlarına sahip olduğunu bilmek, ancak beynimizle ilgili bilgilerimizin hâlâ sınırlı olduğunu görmek şaşırtıcıdır. Bu durumu biraz da beynin yapısına bağlayabiliriz. Profesör Steven Rose’un dediği gibi, "Beyin söz konusu olduğunda bildiklerimiz, bilemediklerimiz ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceklerimiz vardır....