Ergen ve DEHB’ li Öğrenciler İçin Neler Yapılabilir?

 Ergen ve DEHB’ li Öğrenciler İçin Neler Yapılabilir?



(Chat GPT yapay zeka aracı tarafından oluşturulan görsel ve telif hakkı yazara aittir.)

Geçtiğimiz günlerde birçok aileyi ilgilendiren liselere giriş sınavı ve üniversite sınavı sonuçları açıklandı. Sevinenler olduğu gibi üzülenler de oldu. Birebir koçluk görüşmesi yaptığımız bir öğrencim LGS (Liselere Giriş Sınavı)’de soruların tamamını doğru cevaplayarak Türkiye birincisi oldu. Diğer öğrencilerimin de sonuçları çok iyi. İsmini veremeyeceğim bir öğrencim de yaşadığı şehirdeki fen lisesinde öğrenim görmesine yetecek puanı aldı. Bu öğrencimiz eğer bir çocuk psikiyatrı ile görüşseydi çok büyük ihtimalle DEHB tanısı alırdı diye düşünüyorum. Bunu düşünmemin sebebi, DEHB belirtilerinin çoğunu-ailesinin de kabul ettiği üzere- uzun zamandır gösteriyor olması. Kriterlerin tamamını merak edenler önceki yazılarımdan yararlanabilirler. Bu öğrencimiz özelinde düşünmeye devam ederken, ’Ergenlik, DEHB ve sınav stresi ile mücadele eden ergenler ve aileleri için neler yapılabilir?’’ sorusuna cevap aradım. Sanırım dört ya da beş yazıdan oluşan bir seri olacak. Birlikte göreceğiz. Okuyucularımı kaynakça ile yormamak için bu serinin son yazısının sonunda kaynakçayı paylaşmayı düşünüyorum. Dileyenler oraya bakabilirler. Bu girişten sonra yazımızın esas konusuna hazırsanız başlayalım.

Ergenlik, bireylerin hem fiziksel hem de duygusal anlamda kendilerini keşfettiği, kimliklerini inşa ettiği kritik bir aşamadır. Ancak, bu dönemde DEHB gibi nörogelişimsel bozuklukları yaşayan gençlerin, akademik ve sosyal yaşamlarında çeşitli zorluklarla karşılaştıkları bir gerçektir. DEHB, dikkat dağınıklığı, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gibi belirtilerle kendini gösterir; her bir ergenin yaşam düzenini derinden etkileyebilir. Dolayısıyla, bu gençlerin eğitiminde ailelerin ve öğretmenlerin rehberliği ve desteği büyük bir önem taşır.

DEHB’li ergenlerin eğitimi, temel eğitim yaklaşımlarını sınırlamanın ötesinde, bireyselleştirilmiş destek sistemlerinin oluşturulmasını gerektirir. Bu süreçte, öğretmenlerin ve ailelerin bilgilendirilmesi-bilinçlendirilmesi oldukça önemlidir. Ergenlerin akademik potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri için uygun stratejiler ve araçlar kullanmak hem öğretmenlerin hem de ailelerin sorumluluğundadır. Eğitim ortamları, DEHB’li öğrencilerin dikkati üzerindeki olumsuz etkilere karşı bir denge sağlamak adına esnek ve destekleyici olmalıdır. Ayrıca, bu öğrenciler için sosyal etkileşimleri teşvik eden aktiviteler ve düzenli geribildirim mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Sonuç olarak, DEHB’yi anlamak ve bu bağlamda ergenlerin eğitimine yönelik uygun yöntemler geliştirmek hem aileler hem de öğretmenler için hayati bir öneme sahiptir. Bu yazı serisinde sunulacak öneriler, DEHB’li öğrencilerin gereksinimlerini karşılamaya yönelik sistematik ve etkili stratejiler sunarak, onların eğitim hayatındaki zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Özgün yaklaşımlar, öğretmenler ve aileler arasındaki iş birliğini güçlendirirken, DEHB’li ergenlerin potansiyellerini gerçekleştirmelerine olanak tanıyacaktır.

DEHB Nedir?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocuklar ve gençler arasında yaygın olarak görülen bir nörogelişimsel bozukluktur ve genellikle çocukluk döneminde kendini göstermeye başlar. DEHB, bireylerin dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü konularında zorluklar yaşamasına neden olur; bu durum günlük yaşamlarını, akademik başarılarını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Genellikle, bireyler aşırı hareketlilik, dikkatsizlik ve yerinde duramama gibi belirtiler sergiler. Bu belirtiler, sadece geçici durumlar değil, sürekli ve yaygın bir işlev bozukluğu haline gelebilir, bu da DEHB’yi tanımlayan temel unsurlardan biridir.

DEHB’nin nedenleri tam olarak anlaşılamamış olsa da genetik, çevresel ve gelişimsel faktörlerin etkileşimi olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar, aile hikayesinin, belirli genetik yatkınlıkların ve hamilelik sürecindeki zorlukların DEHB’nin gelişiminde rol oynayabileceğini göstermektedir. Anneler hamilelikleri esnasında çok stresli ya da travmatik durumlar yaşamışlarsa bununla ilgili destek almalıdır. Annenin yaşadığı stres ve travmalar çocuğu olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, erken çocukluk döneminde yaşanan travmalar, toksinlere maruz kalma ve aşırı ekran süresi gibi çevresel etkilerin de DEHB belirtilerini tetikleyebileceği gözlemlenmiştir.

DEHB’nin belirtileri bireyden bireye değişiklik gösterse de genel olarak dikkat dağınıklığı, organize olamama, zaman yönetiminde zorluk, sabırsızlık ve sosyal ilişkilerde problemler gibi unsurları içerir. Bu durumlar hem akademik alanda başarısızlığa hem de duygusal sorunlara yol açabilir. Aileler ve eğitimciler, DEHB’yi anlamak ve bu konuda bilinçlenmek suretiyle, çocukların potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olma yolunda önemli bir rol üstlenmektedir. Bu sayede, DEHB’li bireylerin sosyal becerilerini geliştirmek ve akademik başarılarını artırmak için etkili stratejiler geliştirilebilir.

Ergenlik Dönemi ve Zorlukları

Ergenlik dönemi, bireylerin fiziksel, duygusal ve sosyal olarak önemli değişimler yaşadığı kritik bir evredir. Gençlerin kimlik arayışları, bağımsızlık isteği ile aile ve toplumsal beklentiler arasındaki çatışmalar, bu süreçte yaygın olarak görülen zorluklardandır. DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) olan ergenler, bu karmaşık evrede yaşanan zorlukları daha belirgin bir şekilde hissedebilir. Dikkat dağınıklığı, dürtüsellik ve hiperaktivite gibi semptomlar, ergenlik döneminin getirdiği değişimlerle birleştiğinde, sosyal etkileşimleri olumsuz yönde etkileyebilir; akranlarıyla ilişkiler, sınıf içi performans ve genel özsaygı üzerinde belirgin bir etkisi olabilir.

Ergenlerin beynindeki nörogelişimsel değişimler, dikkat ve öz denetim yeteneklerini etkileyerek günlük yaşamı zora sokar. Bu dönemde, DEHB’li bireyler akademik gereklilikler ve sosyal kurallar ile başa çıkmakta güçlük çekebilir. Özgüven eksikliği ve stres ile bu etkiler daha da derinleşebilir. Aileler ve öğretmenler, bu süreçte su yüzüne çıkan zorlukları anlamak ve gerektiğinde rehberlik sağlamak açısından kritik bir rol oynamaktadır. Mentorluk ve destekleyici bir çevre, DEHB olan ergenlerin başarıya ulaşmalarında, öz kimliklerini geliştirmelerinde ve başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmalarında önemli bir katkı sağlar.

Bu bağlamda, ergenlik dönemindeki DEHB ile ilgili zorlukların üstesinden gelinmesi, yalnızca akademik başarının artırılmasıyla sınırlı değildir. Duygusal dayanıklılık geliştirme, sağlıklı iletişim becerileri edinme ve bireysel güçlü yönleri tanıma, bu dönemde izlenecek stratejiler arasında yer almalıdır. Ailelerin, ergenlerin sosyal becerilerini geliştirmesi için fırsatlar sunması; öğretmenlerin ise bireysel ihtiyaçları anlaması ve uygun öğretim yöntemleri uygulaması büyük önem taşır. Bu iş birliği, DEHB olan gençler için zorlu ama bir o kadar da dönüştürücü bir ergenlik sürecinin kapılarını aralayabilir.

DEHB’nin Ergenlerdeki Belirtileri

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), ergenlik döneminde kendini farklı şekillerde gösterebilen karmaşık bir durumdur. Bu dönem, bireyin hem fiziksel hem de duygusal olarak birçok değişim yaşadığı bir süreçtir. DEHB belirtileri, ergenlikte daha belirgin hale gelebilir ve bu durum öğrencilerin akademik başarılarını, sosyal ilişkilerini ve genel yaşam kalitesini etkileyebilir. Genellikle üç ana belirti grubu altında toplayabileceğimiz bu semptomlar; dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik olarak sıralanabilir.

Dikkatsizlik belirtileri, ergenlerin derslerinde dikkati toplamakta ve görevlerini tamamlamada güçlük çekmelerine yol açabilir. Örneğin, sık sık detayları gözden kaçırmak, görevleri tamamlamakta isteksizlik veya yapılacak işler listesine uygun hareket etmemek gibi durumlar ortaya çıkabilir. Bu alışkanlıklar, okul başarısını doğrudan etkilemekte, gençlerin kendilerini yetersiz hissetmelerine ve potansiyellerini gerçekleştirememelerine neden olmaktadır. Hiperaktivite ise, genellikle sürekli hareket halinde olma, yerinde duramama ve aşırı konuşma şeklinde kendini gösterir. Bu davranışlar, sosyal ortamlarında uyumsuzluk yaratabilir ve akran ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir.

Dürtüsellik, ergenlerin düşünmeden hareket etmelerine, ani kararlar almalarına ve suçlayıcı davranışlar sergilemelerine neden olabilir. Örneğin, bir tartışma sırasında öne atılmak veya tehlikeli davranışlara yönelmek gibi durumlar sıkça görülebilir. Bu dürtüsel hareketler, gençlerin sosyal etkileşimlerini zorlaştırırken, aynı zamanda onları riskli durumlara maruz bırakabilir. Ergenlikte DEHB belirtilerini anlamak, aileler ve öğretmenler için kritik bir adımdır; çünkü bu durumların erken tanınması ve uygun müdahalelerin yapılması, ergenlerin potansiyelini en üst düzeye çıkarmalarına yardımcı olabilir. Bu bağlamda, duyarlı bir yetişkin rehberliği ve destek, DEHB’li bireylerin yaşamlarında olumlu değişiklikler sağlayabilir.

Ailelerin Rolü

Aileler, ergenlerin gelişim süreçlerinde kritik bir rol üstlenir; özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile mücadele eden öğrencilerin eğitiminde bu rol daha da önem kazanmaktadır. Ergenler, ev ortamında bulundukları koşullardan büyük ölçüde etkilenirler; dolayısıyla, ailelerin bu tür bireylere daha destekleyici ve anlayışlı bir ortam sunmaları, öğrenme süreçlerini olumlu yönde etkilemektedir. Eğitimle ilgili motivasyonu artıracak bir atmosfer oluşturmak, bireyin kendine olan güvenini pekiştirirken, aynı zamanda akademik başarıyı da beraberinde getirir. Aileler, çocuklarının güçlü yanlarını ön plana çıkararak, zorlukları aşmalarına yardımcı olacak yöntemler geliştirebilirler. Örneğin, evde belirli bir rutin oluşturmak, ergenlerin zaman yönetimi becerilerini geliştirebilir ve böylece dikkat dağınıklığını azaltabilir.

İletişim stratejileri, ailelerin DEHB’li ergenlerle olan ilişkilerinin güçlendirilmesinde hayati bir unsur taşır. Etkili iletişim, duygusal bağların güçlenmesine, ergenin kendini ifade etmesine ve sorunlarını paylaşmasına olanak tanır. Ailelerin çocuklarıyla açık ve dürüst bir şekilde iletişim kurması, gençlerin duygusal zorluklarla başa çıkmalarında onlara destek sağlar. Dinleme becerileri, sadece ergenin düşüncelerini anlamakla kalmaz, aynı zamanda onların hissettikleri hakkında daha derin bir anlayış geliştirir. Bu tür bir anlayış, aile içerisinde olumlu bir iletişim ortamı oluşturur, sorun çözme becerilerini artırır ve ergenin sosyal becerilerini geliştirir.

Davranış yönetimi, DEHB’li ergenlerin eğitiminde temel bir unsurdur ve ailelerin bu konuda bilinçli davranmaları kritik öneme sahiptir. Davranışsal çatışmaları minimize etmek, olumlu pekiştirme yöntemleri ile mümkündür; yani, istenilen davranışları ödüllendirmek, gençlerin olumlu alışkanlıklar geliştirmesine katkı sağlar. Ayrıca, aileler kurallar belirleyip, yaptırımlar oluşturarak çocukların sosyal normlara uyması konusunda güçlü bir rehberlik sunmalıdır. Disiplin anlayışı, sevgi ve destek ile harmanlandığında, ergenin içsel motivasyonunu artırabilir ve ona daha sağlıklı davranış kalıpları kazandırabilir. Ailelerin bu süreçteki katkısı hem bireysel hem de akademik başarıyı geliştirirken, ergenlerin genel ruh sağlığını da olumlu yönde etkiler. İmkânı olan aileler çocukları için koçluk-mentörlük desteği almayı düşünebilirler.

Destekleyici Ortam Sağlama

Destekleyici bir ortam, DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) olan ergenlerin eğitiminde kritik bir rol oynamaktadır. Bu tür bir ortam oluşturmak, bu öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimlerini desteklemek amacıyla hem ailelerin hem de öğretmenlerin birlikte hareket etmesini gerektirir. Öncelikle, evde ve okulda tutarlı kuralların ve yapıların sağlanması, DEHB’li bireylerin güvende hissetmelerine ve dikkatlerini odaklamalarına yardımcı olur. Aileler, günlük yaşamda belirli rutine uyarak bir düzen oluşturmalı; aynı zamanda öğretmenler, sınıf içerisinde benzer bir yapıyı uygulayarak öğrencinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır.

Ek olarak, olumlu pekiştirme yöntemlerinin kullanılması, destekleyici ortamın oluşturulmasında etkili bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Ergenlerin başarılı olduklarında ödüllendirilmesi, yalnızca motivasyonu artırmakla kalmaz, aynı zamanda kendi kendine yeterlilik duygularını da pekiştirir. Aileler, çocuğunuzun başarılarını kutlamak için küçük ödüller verme ya da takdir etme gibi basit ama etkili yolları benimseyebilirler. Öğretmenler ise sınıf içinde başarıyı teşvik eden bir atmosfer yaratarak, öğrencileri cesaretlendirebilir; bu sayede DEHB’li öğrenciler, sosyal etkileşimlerde de daha aktif hale gelebilirler.

Destekleyici bir çevre oluşturabilmek için ayrıca; duygu yönetimi becerilerinin geliştirilmesi de kritik öneme sahiptir. Aileler, çocuklarına duygularını tanımaları ve ifade etmeleri konusunda rehberlik yapmalı; bu, öğrencilerin stresle başa çıkma yeteneğini artırır. Öğretmenler ise sınıf içinde sosyal duygusal öğrenme programları uygulayarak, DEHB’li öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirmelerine imkân tanımalıdır. Sonuç olarak, aileler ve öğretmenler, DEHB olan ergenlerin eğitiminde kritik bir destekleyici ortam sağlayarak, onların hem akademik başarılarını artırmalarını hem de sosyal becerilerini geliştirmelerini mümkün kılabilir.

Burada bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Öğretmenin DEHB ile ilgili bilgi sahibi olmasını çok değerli buluyorum. Öğretmenlerin ciddi bir kısmının DEHB ile ilgili hiçbir bilgilerinin olmadığını gözlemliyorum. Çocuklarımızın yüzde 5–7'sinin dikkat eksikliği bozukluğu ile yaşadığı düşünüldüğünde konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. Devlet okullarında ve özel okullarda öğretmenlerin DEHB ile ilgili bilgi sahibi olmasını sağlayacak seminerler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bu eğitimleri alan öğretmenlerin DEHB’li öğrencilere yaklaşımı değişecektir. Bu çocukların durum ve ihtiyaçlarını anlayan öğretmenlerimiz daha yararlı olacaklardır. Şimdi de iletişim stratejilerinde nelere dikkat etmeliyiz ona bakalım. Ardından davranış yönetimine kısaca değinelim.

İletişim Stratejileri

Etkili iletişim stratejileri, DEHB’li ergenlerin eğitim başarısına elverişli bir ortamın teşvik edilmesi için esastır. Aileler ve eğitimciler, anlayış ve iş birliğine öncelik veren açık diyalog kanalları geliştirmelidir. Temel yaklaşımlardan biri, açık ve tutarlı iletişimin uygulanmasıdır. Bu, çocuğun ilerlemesi, zorlukları ve ihtiyaçları hakkında düzenli güncellemeleri içerir ve tüm tarafların uyumlu ve bilgili olmasını sağlar. Örneğin, günlük veya haftalık iletişim günlüklerinin kullanılması, davranışların ve başarıların izlenmesine yardımcı olabilir ve hangi stratejilerin işe yaradığı veya ayarlanması gerekebileceği konusunda fikir verebilir. Buna ek olarak, ne kadar küçük olursa olsun başarıları tartışırken olumlu pekiştirme kullanmak çocuğun motivasyonunu ve öz saygısını önemli ölçüde artırabilir.

Etkin dinleme, etkili iletişimin bir diğer kritik bileşenidir. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin ergenin düşüncelerine ve duygularına değer verdiklerini göstermeleri çok önemlidir. Bu, öğrencinin duygularını ve endişelerini ifade etmek için kendini güvende hissettiği, yargılayıcı olmayan bir alan oluşturarak başarılabilir. Yansıtıcı dinleme tekniklerinin kullanılması (öğrencinin ifadelerini başka kelimelerle ifade etmek ve özetlemek gibi) öğrencinin deneyimlerini daha fazla onaylayabilir ve duygularını geçerli kılabilir. Dahası, öğrencinin bakış açısını eğitimiyle ilgili karar alma süreçlerine dahil etmek, sahiplenme ve sorumluluk duygusunu teşvik ederek öğrencinin eğitimine olumlu bir şekilde katılma olasılığını artırır.

Davranış Yönetimi

Davranış yönetimi, DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) olan öğrencilerin eğitim süreçlerinde kritik bir rol oynamaktadır. Aileler ve öğretmenler, bu çocukların davranışlarını anlamak ve yönlendirmek için etkili stratejiler geliştirmelidir. Davranış yönetiminin temeli, olumsuz davranışlara karşı net ve tutarlı tepkiler vermekte yatar. Bu, sadece olumsuz durumlarla başa çıkmayı değil, aynı zamanda olumlu davranışları pekiştirmeyi de kapsar. Öğrencilerin küçük başarılardan büyük zaferlere kadar her türlü olumlu çabasının farkında olmak, onları desteklemenin ve teşvik etmenin en etkili yollarından biridir.

İletişim ve iş birliği, davranış yönetiminde hayati bir öneme sahiptir. Aileler, öğretmenlerle sürekli ve açık bir diyalog halinde olmalıdırlar. Bu, öğrencinin güçlü ve zayıf yönlerini belirlemek, uygun destek mekanizmalarını geliştirmek ve ihtiyaç duyulan durumlarda çözüm yolları aramak için elzemdir. Aile bireylerinin sınıf içindeki gözlemleri, öğretmenlerin davranış yönetimini daha etkili bir şekilde planlamalarına katkıda bulunur. Aynı zamanda, ailelerin kendi davranış yönetim stratejilerini geliştirmeleri, evdeki destek ortamının güçlenmesine olanak tanır. Tutarlılık, bu süreçte sağlanması gereken en önemli unsurlardan biridir; evde ve okulda benzer kuralların ve beklentilerin oluşturulması, öğrencinin içsel motivasyonunu artırmaya ve güvenli bir öğrenme ortamı oluşturmaya katkıda bulunur.

Son olarak, öğrencinin bağımsızlık geliştirmesine yönelik fırsatlar sunmak da davranış yönetiminin önemli bir parçasıdır. Bireysel hedeflerin belirlenmesi ve bu hedeflere ulaşma yollarının keşfedilmesi, öğrencinin öz disiplinini geliştirirken kişisel sorumluluk duygusunu da pekiştirecektir. Davranış yönetimi, yalnızca olumsuz davranışları düzeltmek değil, aynı zamanda öğrencinin sosyal becerilerini geliştirmeye, ilişkilerini güçlendirmeye ve özsaygısını artırmaya hizmet eden bütünsel bir yaklaşımdır. Ailelerin ve öğretmenlerin, bu stratejileri etkin bir şekilde uygulayarak DEHB’li gençlerin potansiyellerini en üst düzeyde gerçekleştirmelerine yardımcı olmaları mümkündür.

Bugünlük bu kadar diyelim. İletişim, davranış yönetimi vb. konularda yararlı kaynakları öğrenmek isterseniz bana  ferhatdagdelen@ gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Bir  daha ki yazıda buluşuncaya dek hoşça kalın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

''GEREKLİ AMA YETERLİ DEĞİL''

Odak Yönetimi Ama Nasıl?

Ergen ve DEHB' li Öğrenciler İçin Neler Yapılabilir? (3)