Otantik, Kalabalık Yalnızlık ve Daha İyi Bir Dünya

Son dönemde dikkatimi çeken iki kelime oldu. Bunlar; 'otantik' ve 'kalabalık yalnızlık' kelimeleri. Oxford Languages'e göre otantik kelimesinin anlamı: “belge değerinde olan, gerçeğe dayanan, gerçek olan, aslına uygun, doğru, özgün.” Günlük konuşmalarımızda genellikle 'özgün' ya da 'kendine has' anlamında kullanıyoruz. Türk Dil Kurumu 2024 yılının kelimesini 'kalabalık yalnızlık' olarak açıkladı. Google'da 'Kalabalık Yalnızlık Nedir?' diye arama yaptığınızda karşınıza çıkan şu oluyor: “Kalabalık yalnızlık,” çevremizde çok sayıda insan olmasına rağmen, bu insanlarla derin bir bağ kuramamanın ve duygusal bir kopukluk hissetmenin adıdır. Toplum içinde görünüşte bağlantıda olan bireyler, çoğu zaman içsel olarak yalnızlık duygusuyla mücadele ederler.

Otantik ve 'kalabalık yalnızlık' kelimelerini bir arada düşündüğümüzde; özgün, kendine has özellikleri olan insanların yalnız kalmaları muhtemel gibi. Çünkü ortalama insanlar eğer otantik insanı anlamamışlarsa onu yalnız bırakıyorlar. Otantik insanlar, mahallenin dışlanan öteki çocuğu muamelesi görebiliyorlar. Ortalama insanların çabuk unuttuğunu düşününce aklıma Dr. Pelin Kesebir'in bir sözü geldi: “İyi bir hafıza dikkatimizi vermekle, dikkatimizi vermekse ilgi duymakla yakından alakalıdır. Hafızası iyi insanlar, genelde ilgi ve merak hissi de kuvvetli insanlardır.” Ortalama bir insan, okumaz, düşünmez, çözüm üretmez, dedikodu konuları hariç merak etmez, anlamaya çalışmaz. Ortalama insanın kafası karışıktır. Dikkati dağınıktır. Öğrenmek yoğun dikkat gerektirir oysa ki. Bir konuyu iyi öğrenmek istiyorsak onu öğretmeliyiz. Yogi Bhajan bununla ilgili şöyle söyler: “Bir şeyi öğrenmek istiyorsanız onun hakkında okuyun. Bir şeyi anlamak istiyorsanız onun hakkında yazın. Bir şeyde ustalaşmak istiyorsanız onu öğretin.”

Lütfen son bir yılınızı düşünün. Neleri öğreniyor ve öğretiyorsunuz? Zihniniz neler ile meşgul? Dikkatiniz nerede? Buffon'a göre: “Deha, belli bir konuya yöneltilmiş derin bir dikkatin mahsulüdür.” Siz hangi konulara dikkatinizi yoğunlaştırıyorsunuz? Size sorduğum soruları siz de bana sorar gibisiniz sanki. Kısaca cevaplamaya çalışayım. Merak ettiği konularla ilgili düzenli okuyan birisiyim. Son bir yıldır, ‘DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)’, ‘Beden Dili ve Retorik’, ‘Hipnotik Dil Kalıpları’, ‘Enneagram’, ‘Neuroformat’ gibi konularla ilgili okuyorum. Öğrendiklerimi kitapların üzerine çizdiğim kısımlardan ya da ajandalarıma aldığım notlardan ara ara tekrar ediyorum. Bu teknikleri kendimde ve yakın çevremde deniyorum. İyi sonuçlar aldıkça aldığım sonuçları ve öğrendiğim teknikleri daha geniş bir çevre ile paylaşıyorum. Aldığım geri dönütler üzerinde düşünüyor, fikrine ve iyi niyetine güvendiğim insanlarla fikir alışverişinde bulunuyorum. Bu yazıda aldığım notların ve düşündüklerimin bir ürünü. Yazımı okuduğunuz için minnettarım ancak parçaları birleştirmek size kalıyor. “Testi denizden hacmi kadar su alır” der Mevlâna.

Şimdi de yazımızın başlığında yer alan ‘Daha İyi Bir Dünya’da sıra. Yaşamda hemen her davranışımızın bir ya da daha fazla amacı olduğunu düşünüyorum. Er ya da geç herkes bir gün ölecek. Kaçınılmaz bir son bu. Kimi insanlar güzel izler bırakacaklar. Kimi insanlar da kötü izler bırakacaklar. Bazılarından geriye de hiçbir iz kalmayacak belki de. Bizden sonrasının ne olacağı meçhul.

Geçtiğimiz yıl vefat eden yazar ve şair Paul Auster’in sözleriyle bu yazımızı noktalayalım. Paul Auster şöyle söyler bu konuda: “Hep hayal ettiğim şey… Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek. Ruhun sıradan ve sıkıcı köşelerine biraz güzellik katmak. Bunu bir tost makinesiyle yapabilirsiniz, bir şiirle yapabilirsiniz ya da bir yabancıya elinizi uzatarak yapabilirsiniz. Hangi biçimde olduğu önemli değil. Dünyayı bulduğunuzdan biraz daha iyi bir şekilde bırakmak… Bir insanın yapabileceği en iyi şey budur.”

(Bir dahaki yazıma kadar kendinize çok iyi bakın lütfen. İyi insanlar eksilmeseler şu hayattan. Bana ferhatdagdelen@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. Yorumlarınızla, alkışlarınızla ve paylaşarak yazıma destek olabilirseniz çok sevinirim. Sağlıcakla kalın.)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

''GEREKLİ AMA YETERLİ DEĞİL''

Odak Yönetimi Ama Nasıl?

Ergen ve DEHB' li Öğrenciler İçin Neler Yapılabilir? (3)