Çalışırken Dikkatiniz Bölündüğünde Gıcık Olanlardan Mısınız?

 DİKKAT-GICIK!


(Chat GPT yapay zeka aracı tarafından oluşturulan görsel ve telif hakkı yazara aittir.)

Çalışırken bölündüğümüzde neden ‘gıcık’ oluyoruz? Dikkatin odağı neresi? Bölündüğümüzde ne kadar sürede geri dönmeliyiz? Bölünmenin maliyeti nedir? Bu yazımızda bu ve benzeri sorulara birlikte cevap arayalım. 

    Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi yeni bir şeyler öğrenmek yoğun dikkat gerektirir. Öğrenme esnasında beynimizdeki sinir hücreleri(=nöron) arasında yeni sinaptik bağlantılar oluşur. Bir şeyler öğrenirken beynimizde protein sentezi de yapılır. Un, şeker, çikolata, bisküvi vb. karbonhidratlı gıdalarla beslenen insanlarda zihinsel faaliyetler yavaşlar. Enerji ilk başlarda artsa da kısa süre sonra çakılma olur. Protein ağırlıklı beslenen insanlarda ise kan şekeri daha uzun süre dengeli seyreder. Yeni hücre ve protein sentezi için gerekli olan protein de yeterli miktarda bulunduğundan faaliyetler kolayca gerçekleşir. Çeşitli gıdalarla ya da takviye olarak B-12, sitikolin, omega-3, çinko vb. faydalı molekülleri alan, çeşitli ve dengeli beslenen, yeteri kadar su içen birisi ile bunları yapmayan biri karşılaştırıldığında elbette farkı görülecektir.

Sessiz bir ortamdasınız. Ya da kulaklık kullanıyor olabilirsiniz. Tam iyice konsantre olmuş çalışırken telefonunuza bir mesaj geldi ya da kullandığınız uygulamalardan bir bildirim sesi. Ne oldu acaba? Kimden ya da nereden mesaj geldi? Şimdi hemen bakıp çalışmama devam mı etsem yoksa ara verince mi baksam? Ya önemli bir şey olduysa? Ya acil bir durum varsa? Bu ve benzeri düşünceler zihninizi meşgul ederken dikkatinize ne oldu? Odağınız nerede? Dikkatiniz pufff oldu. Yandı bitti kül oldu. Uçtu yok oldu. Başka bir yere gitti. Çalışma süreniz çöp oldu. Dikkat bu kadar dağılmışken o çalışmadan artık bir hayır gelir mi? Bilmiyorum size kalmış?

Ya da yine tam konsantre bir şekilde çalışırken birisi ya da birileri gelip çalışmanızı böldü. Yine dikkatiniz uçtu gitti. Gıcık olursunuz. Çünkü dikkatini vererek çalışma yeteneği çok değerlidir. Akış halinde kendinizi kaptırarak çalışmak iyi hissettirir. Stresi azaltır. Bir şeyleri öğrenmek, bir şeyleri tamamlamak iyi hissettirir. İnsana güç verir. Dikkatinizi nereye verirseniz enerjinizde oraya akar. Çalışırken aklınızın bir yerlerde kalmaması da önemlidir. Tam kapasite çalışamazsınız. Canınızı sıkan, gıcık olduğunuz birileri varsa yine tam odaklanamayabilirsiniz. Son dönemde bazı öğrencilerimin zihninden gıcık oldukları kişileri birlikte siliyoruz. Daha iyi hissettiklerini söylüyorlar. Yüzleri gülüyor. Deneme sınavlarındaki netleri yükseliyor bazılarının.

Çalışırken bölündüğünüzde ya da ara vermek zorunda kaldığınızda verim düşer. 45-50 dakikada bir verdiğiniz 5-10 dakikalık molaları kastetmiyorum. Yorulduğunuzda tabi ki ara vereceksiniz. 45-50 dakikadır çalışıyorsunuz, baktınız iyi gidiyor süreyi 90 dk. ya tamamlayabilirsiniz. Ancak 90. dakika da daha uzun bir ara vermelisiniz. 30 dakikalık ya da durumunuza göre daha uzun bir mola olabilir. Tamamlanmamış işler zihninizde iken çalışmaya başladığınızda aklınızın bir köşesi hep o işte kalacaktır. Ya çalışmaya başlamadan o işi tamamen bitirip çalışmaya öyle oturun. Ya da çalışırken aklınıza gelenleri masanızın üstünde bulunan not defterinize 5-10 saniye içinde kaydedip çalışmanıza devam edin. 20 saniye ve üzeri kesintiler olduğunda aynı yoğunlaşmış zihin durumuna ulaşmanız en az 10-15 dakika alır.

Akşamları yatmadan önce, yarın yapacağınız önemli işleri önem sırasına göre sıralayıp öyle yatabilirsiniz. Sabah kalkınca en önemli işten başlayıp, bitire bitire ilerleyebilirsiniz. Her bitirdiğiniz işten sonra kendinizi tebrik edebilirsiniz. Çalışmak için en verimli çalışabildiğiniz zaman dilimlerini belirleyip o saatlerde getirisi düşük, değersiz işler yerine sizin için en yüksek getirili, önemli işere odaklanabilirsiniz. Bazıları sabahları bazıları akşamları verimli çalışır. Sizin verimli saatiniz hangisi? Hangi saatlerde çok verimli çalışabiliyorsunuz? Bu saatleri önemli işler için kullanın lütfen. Çalışırken rahatsız edilmeyeceğiniz saatleri seçin ya da çalışırken kimsenin sizi rahatsız edemeyeceği bir yapı kurun. Sonuçta zaman= hayat. Zaman sizin, hayat sizin. Şu biricik hayatınızın kıymetini siz bilmezseniz başka kim bilecek?

 Bir daha ki yazımıza kadar kendinize çok iyi bakın. Sağlıcakla kalın. (Bana ferhatdagdelen@gmail.com'dan ulaşabilirsiniz. Yazımı gerçekten beğendiyseniz, lütfen alkışlayın, paylaşmayı, yorum yazmayı unutmayın olur mu?)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

''GEREKLİ AMA YETERLİ DEĞİL''

Odak Yönetimi Ama Nasıl?

Ergen ve DEHB' li Öğrenciler İçin Neler Yapılabilir? (3)