Seçen Misin? Yoksa Seçilen Mi?
‘’İnsanların ne söyleyeceğinden korkmamalısın çünkü asla herkesi memnun edemezsin.’’ Selena Gomez’e atfedilen bir söz bu. Ölüme yakın dönemlerde insanların pişmanlıkları hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur. Kimsenin son yıllarında, herkesin söylediklerini iyi ki kafaya takmışım demelerini beklemeyiz. Durum böyle olsa da gün içerisinde bu fikir aklımızdan uçabilir. Birine söylediğiniz bir şeyi ‘Acaba söylemese miydim?’, ‘Beni yanlış anladı mı?’ vb. düşünürken içiniz içinizi mi yiyor yoksa? İnsanları iyi tanıyın. Düşünerek konuşun ve az konuşun. Güvendiğiniz ve güvenmediğiniz insanlarla aynı şeyleri paylaşmayın.
Herkesi memnun edemeyiz. Siz tamamen doğru insan olsanız bile karşınızdaki olmayabilir. Siz de doğru insan değilsinizdir belki de kim bilir. Her zaman düşünceli her zaman iyi çocuk olmayabilirsiniz. Sizde kendinizi rahatça ifade edebilmelisiniz. Aslında insanların büyük kısmı kendi hayatları ile o denli meşgul ki, siz umurlarında bile değilsiniz. Maalesef gerçek bu.

Peki ne yapmalı? İlk etapta aklıma gelenler İnekler. Çok çalışan insanlara bazıları inek der. Onu kastetmiyorum. (Çok çalışan insanları da inekleri de seviyorum. İkisi de insanlığa yararlı sonuçta.) Kastettiğim gerçekten inekler. Şimdiki yoğun şehir hayatında çocuklar inek vb. hayvanları hiç göremiyorlar. Halbuki bundan 30 yıl kadar önce Anadolu’nun birçok şehrinde koyun, keçi, inek, hindi, ördek, kaz vb. canlıları görebilirdiniz. Köylerde birçok evin ineği vardı. Evin sütü, yoğurdu, peyniri vb. inek sayesinde karşılanırdı. Adana’da merkezi bir muhitte büyümeme rağmen koyun, keçi, kaz, ördek, kurbağa, solucan, yılan, kertenkele görürdük. (Bir ara bir fare yedikten sonra öldürülen bir yılanı açıp içine bakmaya çalışmıştım. Bunu isterseniz daha sonra başka bir yazıda anlatırım. Biyolog olacağım o günlerden belliydi belki de.) Korktuğumu hatırlamıyorum. Kazlar tıslayınca kovalamaktan keyif alırdım.
Biraz çocukluğumuza gittikten sonra ineklere tekrar gelelim. Gözlemlediğim kadarıyla inekler her otu yemezler. -Bazen zararlı otları da yedikleri olur ama bu duruma çok rastlamadım.- Yiyecekleri otları seçerler. Biz insanız. Daha bilinçli, daha akıllı canlılar olduğumuzu düşünüyoruz değil mi? Bizde yediğimiz besinlerin daha doğal ve sağlıklı olmasına dikkat edebilir miyiz? Okuduğumuz kitapları seçebilir miyiz? Arkadaşlarımızı seçebilir miyiz? Cevaplarınızın evet olduğunu varsayarak devam ediyorum. Seçici olmak ve odak yönetimi en işe yarar araçlarımız. Herbert Simon seçiciliğe şöyle işaret eder: ‘’ Bilginin tükettiği şey çok barizdir: Alıcılarının dikkatini tüketir. Bu yüzden bilgi bolluğu hem dikkat yoksunluğu hem de bu dikkati etkili bir şekilde, onu tüketebilecek bilgi kaynaklarının aşırı bolluğunda ayrıştırma ihtiyacı yaratacaktır.’’ Peki siz maruz kalacağınız bilgiler konusunda seçici misiniz? Şu anda bulunduğunuz yerden memnun musunuz? Memnun değilseniz eğer Jim Rohn’a kulak verelim. Bakın ne diyor: ‘’ Bulunduğun yer seni memnun etmiyorsa, yerini değiştir. Ağaç değilsin.’’ Jim Rohn’a katılıyor musunuz? Kaliteli ilişkiler kaliteli bir hayat demek. Seçmek zorundayız. Kendinizi ve diğerlerini inceleyin. Sorular sorun. Kaliteli sorular kaliteli bir hayata yol açabilir. Kendinize soracağınız ya da daha iyisi bir koçun size soracağı ‘güçlü sorular’ sizi daha kaliteli bir hayata yönlendirebilir. Hemen karar vermeyin. Yazılı olarak düşünün. Gözlemleyin. Size özgü bir çözüm bulabilirsiniz. En çok kimlerle zaman geçiriyorsunuz? En çok neler hakkında düşünüyorsunuz? Odağınız nerede? Her şey er ya da geç ederini buluyor. Bugün tam olarak hak ettiğiniz yerde olmayabilirsiniz. Kendinizi değerli kıldıkça, çevrenize değer katmaya düzenli olarak devam ettikçe çok yakında sizi orada göreceğiz.
Verdiğiniz sözleri tuttuğunuz, çok çalıştığınız, alanınızdaki yenilikleri takip ettiğiniz, alanınızla ilgili düzenli okumanıza rağmen zor zamanlarınız olabilir mi? Elbette olabilir. Hepimiz insanız. Bazıları olmasa da çoğunluk öyle en azından. Zihninizi yeni fikirlerle buluşturmaktan vazgeçmeyin.
Geçenlerde bir yerde okuduğum bir alıntıyla bitirelim: ‘’ Bilgeye sormuşlar: Zor bir dönemden geçerken ne yapmalıyız? Bilge dedi ki: Sonsuza dek sürmeyeceğini bilmeli. İmtihan olduğunu düşünmeli. Zor dönemde yanında olanları sonradan sevindirmeli. Yanında olmayanları terk etmeli. Yaşadıklarından ders çıkarmalı.’’ Bir daha görüşünceye dek seçici olabilmeniz dileğiyle. Hoşça kalın.
(Not: Yorumlarınız, alkışlarınız, sizin gibi kaliteli insanlara yazımı ulaştırmanız çok değerli. Bu yazının altına yorum ve sorularınızı yazmaktan çekinmeyin lütfen. Dilerseniz yazmamı istediğiniz konuları yahut soracağınız soruları ferhatdagdelen@gmail.com dan bana iletebilirsiniz.)
Yorumlar
Yorum Gönder