DELİLİK
MUTLU MUTLU ÖĞRENİN!
Deliliğin bir
tanımı, "Hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek" şeklinde
yapılır. Bu tanıma göre insanların çoğunluğunu deli kabul edebilir miyiz?
Maalesef, insanlık olarak çoğunlukla aynı hayatı tekrar tekrar yaşıyoruz. Aynı
şeyleri bir daha, bir daha, bir daha yapıyoruz ve farklı bir sonuç bekliyoruz.
Yaptığımız ya da yapmamız gerektiği halde yapmadığımız şeylere göre bazı
sonuçlarla karşılaşıyoruz. Geçmişte yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızdan
dolayı şu an bulunduğumuz yerdeyiz (statü, makam, zenginlik, mutluluk, huzur
vb.). Bugün yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızla da -farkında olalım ya da
olmayalım- yarınımızı şekillendiriyoruz.
Eğer yaşadığımız
hayatın daha iyi ya da daha farklı olmasını istiyorsak, o zaman bugünden
başlayarak farklı, etkili, yararlı bir şeyler yapmamız gerekiyor. Ben,
"Süreçte küçük farklar sonuçta büyük farklara neden olur."
düşüncesinden yanayım. Her gün düzenli olarak yapacağımız küçük ama düzenli
faaliyetler, birkaç yıl içinde hayatlarımızı çok olumlu bir şekilde büyütebilir
ve değiştirebilir. Örneğin; günde bir saat veya daha fazla kitap okumak, bir
saat yürüyüş veya egzersiz yapmak, dişleri düzenli fırçalamak, diş ipi
kullanmak, seçtiğimiz herhangi bir beceri (ikna, sunum, pazarlama, satış,
hitabet, yazı kaleme almak, yeni bir dil öğrenmek vb.) üzerinde her gün 1 saat
çalışma veya pratik yapma, ilişkilerimizi (networkümüzü) geliştirme,
hazırlandığımız önemli bir sınav veya müsabaka varsa günlük 4-5 saat ders
çalışma veya antrenman yapma vb. olabilir.
"Damlaya
damlaya göl olması" veya her gün bir köşeye atılan bir miktar paranın bir
süre sonra işe yarar boyutlara ulaşması gibi, belirli bir hedef uğrunda her gün
yapılan düzenli çalışmaların bir süre sonra katlanarak artan dönüşleri
olacaktır. Bazen öğrencilerime "İnsanı insan yapan nedir?" ya da
"İnsanı diğer canlılardan ayıran nedir?" diye sorarım.
Öğrencilerimden genellikle "düşünme yeteneği" ya da "akıllı
olması" gibi cevaplar gelir. Bir atasözümüz şöyle der: "İnsanı insan
eder, gayret ile çalışmak; fakat işin zor yanı çalışmaya alışmak."
Akıl ve düşünme
kabiliyeti tabii ki önemli olmakla birlikte esas farkın "irade"
olduğunu düşünüyorum. İnsan, aklı ile iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan
ayırabilir. İyi veya doğru olanı yapmaya zorda olsa karar verebilmesi ve
gerektiğinde kendini içten zorlayarak işin gereğini yapması "irade"
ya da "iç disiplin" gerektirir.
Kişisel başarı
bağlamında iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı nasıl seçeceğiz? Hedeflerimize göre
tabii ki. Bir hedef (amaç) sahibi olmakla başlar her şey. Mevlâna der ki:
"Gayesi olmayanın varlığına şaşarım." Gayesiz, yani hedefsiz,
anlamsız, boşa geçecek bir hayatı yaşamak istemez içimizde, derinlerde bir his.
Şimdiki
halimizle, olmak istediğimiz halimiz arasındaki fark, kişisel başarı açığımız
ya da ekonomik tabirle "cari açık" gibidir. Bu açığı kapatmamıza
katkı sağlayacak her davranışı -yasal ve ahlaki sınırlar içinde tabii- doğru ya
da etkin davranış olarak isimlendirebiliriz. Tersi durumda ise yanlış ya da
etkin olmayan davranış olarak isimlendirebiliriz.
Zaman zaman
kendime ve öğrencilerime sorarım: "Önceki yıllarda neleri daha farklı
yapsaydık, şu anda daha iyi durumda olurduk?" Biraz açalım, birkaç örnek
verelim. Ortalama bir öğrenci eğer önceki ay ve yıllarda, okuldan önceki
dönemlerde daha çok çalışsaydı, daha çok kitap okusaydı, daha düzenli
çalışsaydı, daha kaliteli vakit geçirseydi, daha fazla hobi edinseydi, daha çok
yürüyüş veya egzersiz yapsaydı, daha sağlıklı beslenseydi, daha az televizyon
izleseydi, daha az telefonla vakit geçirseydi, daha fazla kişisel gelişim
kitabı okusaydı, daha az oyun oynasaydı, daha kaliteli arkadaşlar edinseydi,
daha kaliteli arkadaşları ile takılsaydı, daha fazla iş veya proje denemesi
yapsaydı, daha fazla staj veya iş deneyimi kazanmaya çalışsaydı, yeteri kadar
uyusaydı, daha az yorgunluktan, tembellikten, rahatlığa düşkünlüğünden dolayı
kaybedilen zamanlar varsa; muhtemelen şu anda daha iyi bir durumda olurdu.
Ancak, hayat gerçekten de önceki kararlarımıza bağlı olarak şekillenir. Biz bu
yolda neler yaptık, neler yapmadık, neleri göz ardı ettik veya gözden kaçırdık?
Ayrıca, neyi başardık, neyi başaramadık, neyi tamamladık, neyi eksik bıraktık
veya erteledik? Eğer bir şeyleri daha farklı yaparsak, yani eğer değişiklik
yaparsak, o zaman şu anki durumumuzda farklı bir noktada olabilirdik. Eğer bir
şeyleri daha farklı yapmazsak, yani aynı şekilde devam edersek, o zaman
gelecekteki durumumuzda pek bir değişiklik olmayabilir. Tabii ki, zaman zaman
hayatımızda beklenmedik olaylar, durumlar ve gelişmeler olabilir. Bununla birlikte,
vereceğimiz tepkiyi seçebiliriz.
Eğer yarın farklı
bir hayat yaşamak istiyorsak, o zaman bugünden başlayarak farklı bir şeyler
yapmamız gerekiyor. Elbette, bu hiç de kolay olmayabilir. Yeni bir şeyler
yapmaya başlamak ya da alışkanlıklarımızı değiştirmek zor olabilir. Ancak,
zamanla ve istikrarla, yeni davranışlarımız alışkanlıklarımız haline gelebilir.
Önemli olan, kararlılıkla ve sabırla yeni bir yola girmek ve bu yolda
ilerlemektir.
Başka bir
deyişle, hayatımızı değiştirmek istiyorsak, o zaman bizim de değişmemiz
gerekir. Belki alışkanlıklarımızı değiştirmemiz, belki hedeflerimizi yeniden
belirlememiz, belki de farklı bir yola girmemiz gerekebilir. Ancak, önemli
olan, bu değişiklikleri yapmaya karar vermek ve bunları uygulamak için gerekli
adımları atmaktır.
Sonuç olarak,
hayatımızı değiştirmek istiyorsak, o zaman değişmek zorundayız. Ancak, bu
değişikliklerden korkmamalıyız. Aksine, bu değişiklikleri yapmaktan
korkmamalıyız. Çünkü, bu değişiklikler sayesinde daha iyi bir hayat
yaşayabiliriz. Ve belki de bu değişiklikler sayesinde, daha mutlu bir hayat
yaşayabiliriz.
Yorumlar
Yorum Gönder