ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK(ACİZLİK) NEDİR?
Öğrenilmiş Çaresizlik (Acizlik) Nedir?
Kişisel gelişim
dünyasında "öğrenilmiş çaresizlik" diye ifade edilen bir durum
vardır. Günlük dilde, çaresizliğini kabullenmiş, pes etmiş, deneme cesareti
olmayan, "yapamam", "zaten böyle gelmiş, böyle gider" vb.
şekillerde ifade edilen ve gayret gösterilse de bir şeylerin değişmeyeceğini
ifade eden bir durumdur.
Bu durumu
anlatmak için kullanılan örneklerden biri "pireler sirki"dir. Bu
gösteriyi izlemiş olanlar bilirler. İzlememiş olanlar için kısaca anlatalım:
Pireler düz bir zemin üzerinde hep aynı mesafede sıçrarlar (nasıl
alıştırılmışlarsa öyle—20-25 cm ya da 30 cm. Halbuki bir pire normalde 200
cm'den daha fazla sıçrayabilir). Peki bu nasıl oluyor? Normalde 200 cm'den
fazla sıçrayabilen pireler, nasıl oluyor da 25-30 cm'den fazla sıçrayamaz hale
geliyorlar? Bir kavanozun içinde tutulan pireler, kavanoz kapağı çıkarılır
çıkarılmaz ters çevrilip ateşte kızarmış kızgın bir demir sacın üzerine
bırakılır. Demir sac ısındıkça pireler zıplamaya başlarlar ve her seferinde
kafalarını cam tavana çarparlar. Bu durum tekrar tekrar yaşanır ve bir süre
sonra pireler artık kavanozun yüksekliği ne kadarsa o kadar zıplamaya başlarlar
ve bu durum alışkanlık haline gelir. Pireler düz bir zemin üzerine bırakılıp
kavanoz kaldırıldıktan sonra bile hep aynı seviyede zıplamaya devam ederler.
Dış koşullar değişmiştir ama inançları—"yapamam, başaramam, daha fazla
sıçrayamam" vb.—değişmediği için aynı şekilde zıplamaya devam ederler. (1)
Bir diğer
örneğimiz ise tırtıllarla ilgili bir deneyden. Deneyi yapan Fransız doğa
bilimcisi Jean-Henri Fabre, grup halinde hareket eden, ağaçlar arasından uzun
gruplarla geçen, birinin önde gidip diğerlerinin onu izlediği tırtılları
incelemişti. Fabre, bu tırtıllardan bir kısmını büyük bir saksının kenarına,
her birinin önündekine değmesini ve bu sayede tam bir halka oluşturmalarını
sağlayacak şekilde yerleştirmiş ve ne başı ne de sonu olan bu halka dönmeye
başlamıştı. Yakında bir yere onlar için yem de koydu. Ancak bu besine
ulaşabilmek için, sırayı bozmaları ve birbirlerini takip etmekten vazgeçmeleri
gerekiyordu. Bir zaman sonra faydasız yürüyüşlerinden yorulup yeme doğru
gitmelerini bekledi. Ama öyle olmadı. Alışkanlığın verdiği güçle, saksı
kenarındaki yürüyüşlerini—döne döne aynı amansız tempoyu koruyarak, yedi gün ve
yedi gece boyunca sürdürdüler. Onlara kalsa, açlıktan ölene dek sürdürürlerdi.
(2) Fabre, tırtıllara yiyecek bir şeyler vererek deneyi sonlandırır. Bu durumun
günlük dildeki karşılığı sizce neler olabilir? İzninizle ben aklıma gelen
birkaç örneği yazayım: "Biz babadan böyle gördük.", "Böyle
gelmiş, böyle gider.", "Kara bahtım, kör talihim.", "Sırayı
bozmayın.", "Öndekini takip et kardeşim." vb. olabilir.
Örnekler vermeye
hayvanlar aleminden devam edelim. (Hayvanlardan çok örnek verdiğimi
düşünebilirsiniz ve belki de haklısınız, biyolog olmamın etkisi olabilir.) Bir
fil, bir tonluk yükü hortumuyla kolayca kaldırabilir. Ama siz hiç, bir sirke
gidip bu dev yaratıkların küçük bir tahta kazığa bağlandıklarını gördünüz mü?
Fil, sirke ilk getirildiğinde ağır bir zincirle hareketsiz bir demir kazığa
bağlanır. Fil ne kadar zorlanırsa zorlansın zinciri kıramayıp kazığı yerinden
oynatamadığını keşfeder. Sonradan fil ne kadar büyük ve güçlü hale gelirse
gelsin yerde yanı başında duran kazığı gördüğü sürece hareket edemeyeceğine
inanmaya devam eder. Birçok akıllı yetişkin de sirkteki fil gibi davranır.
Düşüncelere, hareketlere ve sonuçlara hapsolur. Asla kendi koyduğu sınırların
ötesine geçemez. (3)
Pirelerden,
tırtıllardan ve fillerden "öğrenilmiş çaresizlik" örnekleri verdikten
sonra, pes etmeyenlere, denemekten vazgeçmeyenlere, koşulları yoklama ve
koşulları oluşturmaya cesareti olanlara örnekler verelim. (Ama lütfen önce
itiraf edin, sonra okumaya devam edin. Sizin durumunuz pirelere mi, tırtıllara
mı yoksa fillere mi daha çok benziyor? Ne dersiniz?)
- Yüzyıl
Moğol imparatoru ve dünyada sınırları en geniş imparatorluğu kurmuş olan
Cengiz Han ya da diğer adıyla Temuçin'in hikayesine birlikte bakalım.
Cengiz Han’ın ordusu düşmanları tarafından dağıtılmış. Savaş meydanından
kaçmak zorunda kalan Cengiz, canını kurtarmak için bir ahıra saklanmış.
Umutsuzluk içinde kara kara düşünürken gözüne bir karınca ilişmiş.
Karınca, kendisinden daha büyük bir mısır tanesini dik bir duvarın diğer
tarafına taşımaya çalışıyormuş. Her defasında duvarın diğer tarafına
geçemeden düşüyormuş. Cengiz, karıncayı dikkatli bir şekilde izlemeye
devam etmiş ve ardı ardına tam 69 defa karıncanın mısır tanesiyle beraber
düşüşünü izlemiş. Yetmişinci denemesinde karınca, mısır tanesiyle beraber
duvarın diğer tarafına geçmeyi başarmış. Bunu gören Cengiz sevinçle ayağa
sıçramış. Başarılı olması için gerekli olan şeyi bulduğuna inanıyormuş:
"Vazgeçmemek, pes etmemek." Kısa sürede yeni ordular toplamış.
Düşmanlarıyla savaşlara girişmiş ve sonunda Yukarı Ganj Nehri’nden
Karadeniz’e kadar uzanan imparatorluğunu kurmuş. (4)
İnsana azim
aşılayan diğer bir örnek ise Yusuf El-Uksari’den: "Bir kış gecesiydi.
Uyanıktım. Bir böceğin kandile çıkmak için çabaladığını gördüm. Çırpınıp
uğraşıyor ama bir türlü başaramıyor, her defasında kayarak düşüyordu. Ama böcek
öylesine kararlıydı ki, hiç yılgınlık göstermedi. Tek tek saydım. Yedi yüz
civarında çıkış denemesi yaptı. Sabah oluyordu. Namaza gittim. Döndüğümde
şaşkınlıktan gözlerim faltaşı gibi açıldı. Böcek tırmanmayı başarmış, kandilin
kenarında keyifle duruyordu." (5)
Öğrenilmiş
çaresizlik insanların zaman zaman yaşadığı bir durum. Hepimizin başına
gelebilir. İnsanlık hali diyelim. Hepimiz eşsiz varlıklarız ve hepimiz insanız.
Vazgeçmemek, pes etmemek, bir daha deneme cesaretini gösterebilmek, doğan
güneşle birlikte yeniden başlayabilmek hepimize yakışır. Bu dünyada siz de iyi
ki varsınız. Yaşamınızdan zekayı ve merhameti eksik etmemeniz dileğiyle...
Kaynaklar:
- (1-2-4)
J. Dornan, J. Maxwell, Başarı İçin Stratejiler. Sistem Yayıncılık
(2013), 15. Basım
- (3-5)
İbrahim Refik, Başarı Haritası, Albatros Kitapları (2003), 6. Basım
Yorumlar
Yorum Gönder