DAHİLİK-6
MİMAR SİNAN: TASARIM, ODAKLANMA VE İLERİ GÖRÜŞLÜLÜK
Mimar Sinan (1491-1588), sadece Osmanlı coğrafyasının
değil, tüm insanlık tarihinin en büyük mimarlarından biri kabul edilir. Tony
Buzan ve Raymond Keene’nin hazırladığı Tüm Zamanların 100 Büyük Dâhisi
listesinde 21. sırada yer alması, onun dünya çapında nasıl bir deha olarak
görüldüğünün kanıtıdır. (1) 47 yaşında Kanuni Sultan Süleyman tarafından
imparatorluk yapı programının başına getirilen Mimar Sinan, tam 50
yıl boyunca 500’den fazla yapı tasarlamış ve inşaatlarını yönetmiştir.
Hayatı boyunca camiler, saraylar, türbeler, okullar, kervansaraylar, köprüler,
hamamlar ve daha birçok yapının inşasını üstlenmiştir. Eserlerinin sadece
İstanbul’da değil, Yunanistan, Bulgaristan, Macaristan, Mekke, Medine,
Kudüs, Şam, Basra ve Bağdat gibi pek çok şehirde bulunması, onun
olağanüstü enerjisinin ve üretkenliğinin bir göstergesidir. (2)
Mimar Sinan’ın Dehası ve Yapılarının Kalıcılığı
Mimar Sinan'ın eserlerinin çoğu, 300 yıldan uzun süre
aktif olarak kullanılmış ve hâlâ günümüzde ayakta kalmayı başarmıştır.
Modern teknolojilere rağmen, Sinan’ın mimari teknikleri ve yapılarındaki
ustalık düzeyi hâlâ takdir edilmektedir. Bu, onun malzeme seçimindeki
bilgeliğini, tasarımda gösterdiği hassasiyeti ve mühendislik yeteneğini ortaya
koyar. 1588 yılında, 97 yaşında ölene kadar üretmeye ve çalışmaya devam
eden Mimar Sinan, mimarinin dâhilerinden biri olarak kabul edilir.
İleri Görüşlülük ve Bir Mektubun Hikâyesi
Mimar Sinan’ın yalnızca mimari becerisi değil, aynı zamanda
ileri görüşlülüğü ve yapılarının uzun ömürlü olmasını sağlamak için gösterdiği
özen de dikkate değerdir. Bunun çarpıcı bir örneği, Şehzadebaşı Camii’nin
1990’lı yıllarda yapılan restorasyon çalışmaları sırasında yaşanmıştır.
Camiyi restore eden mühendislerden biri, televizyon
programında şu anısını paylaşır:
“Cami bahçesini çevreleyen duvarın kemer taşlarında yer yer
çürümeler vardı. Biz, fakültede teorik olarak kemerlerin nasıl inşa edildiğini
öğrenmiştik ama taş kemer yapımıyla ilgili pratik bilgimiz yoktu. Bu yüzden
mühendis ve ustalarla bir toplantı yaparak nasıl bir yol izleyeceğimize karar
verdik. Önce kemeri alttan tahta kalıplarla destekledik. Ardından taşları tek
tek söküp çıkararak yapı teknikleriyle ilgili notlar almayı planladık. Kilit
taşını çıkardığımızda, iki taşın birleşim yerinde, içine Osmanlıca bir not
yerleştirilmiş bir cam şişe bulduk. Şişedeki kâğıt Mimar Sinan’ın
mektubuydu.”
Mimar Sinan mektubunda şöyle yazıyordu:
“Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 yıl
olacaktır. Bu süre sonunda taşlar çürümüş olacağından, siz bu kemeri yenilemek
zorunda kalacaksınız. Yapı teknikleri de muhtemelen değişmiş olacağı için
kemeri yeniden nasıl inşa edeceğinizi bilemeyebilirsiniz. İşte bu mektubu size,
kemeri nasıl yeniden yapacağınızı anlatmak için bırakıyorum.”
Mimar Sinan, mektubunda kemeri hangi taşlarla ve Anadolu’nun
hangi bölgesinden getirilen malzemelerle yaptığını detaylarıyla anlatır ve
inşaat sürecinde dikkat edilmesi gereken hususları sıralar. (3)
ODAKLANMA VE HAYALDE TASARIM
Mimar Sinan’ın bir diğer olağanüstü özelliği, tasarımlarını
zihninde canlandırabilme ve hayalinde oluşturduğu yapıları sanki önünde varmış
gibi hissedebilme yeteneğiydi. Bu özelliğini açıklayan en güzel örnek, Süleymaniye
Camii’nin yapımından önce yaşanmıştır.
Rivayete göre, Kanuni Sultan Süleyman bir gün Mimar
Sinan’ı yanına çağırır ve caminin yapılacağı araziyi birlikte incelemeye
giderler. Arazideki incelemeleri sırasında Kanuni Sultan Süleyman sorar:
“Nasıl buldun Sinan, sence burası uygun mudur?”
Sinan cevap vermez, gözlerini araziye dikmiş düşüncelidir.
Padişah soruyu bir kez daha tekrarlar, fakat Mimar Sinan yine sessiz kalır.
Orada bulunan herkes gergin bir bekleyiş içine girer. Çünkü Kanuni Sultan
Süleyman’ın öfkesini bilmeyen yoktur. Uzunca bir süre bekledikten sonra, Sinan
başını öne eğer ve hafifçe eğilerek adım atar. O anda, çevresindekiler Sinan’ın
aslında o süre boyunca zihninde camiyi tasarladığını fark eder.
Hayalindeki kemerlerden birine çarpmamak için eğilmiş ve bu hayali yapıya
duyduğu saygıyla adım atmıştır. (4)
PRATİK ÖNERİ: HAYAL KURARAK TASARIM YAPIN
Tasarım yapma veya bir problemi çözme sürecinde hayal
gücünüzü kullanmak, yaratıcı düşüncenin kapılarını açabilir. Mimar Sinan’ın
yaptığı gibi, zihninizde bir projeyi canlandırın ve onun üzerinde derinlemesine
düşünün. Bir yapıyı ya da projeyi kafanızda detaylandırarak, sorunları önceden
fark edebilir ve çözümler geliştirebilirsiniz. Bu, yalnızca mimarlık değil, iş
hayatında ya da günlük yaşamda karşılaşılan problemlerde de etkili bir
yöntemdir.
SONUÇ: MİMAR SİNAN’DAN ALINACAK DERSLER
Mimar Sinan’ın hikâyesi, büyük başarıların disiplinli
çalışma, ileri görüşlülük ve hayal gücünü kullanma yoluyla
elde edildiğini gösterir. Sinan, yapılarının uzun ömürlü olmasını sağlamak için
yalnızca döneminin en iyi tekniklerini kullanmakla kalmamış, aynı zamanda
geleceğe yönelik düşünerek yapılarının nasıl yenileneceğini bile planlamıştır.
Hayatta kalıcı eserler bırakmak istiyorsanız, Mimar Sinan’ın izinden giderek detaylara
özen göstermeli, hayal gücünüzü kullanmalı ve her zaman geleceği
düşünmelisiniz.
KAYNAKÇA
- Tony
Buzan & Raymond Keene, Dehanın El Kitabı, Alfa Yayınları, 2018,
s. 105-106.
- Buzan
& Keene, Dehanın El Kitabı, Alfa Yayınları, 2018, s. 106.
- Arif
Özutku, Herkes İçin Mutluluk, Paradoks Yayınları, 2015, s. 144-145.
- Ferit
Delen, Maksimum Dikkat, Dolce Vita Kitap, 2016, s. 202-204.
Yorumlar
Yorum Gönder